CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI AYKUT ERDOĞDU: “TÜRKİYE, CARİ AÇIK ŞAMPİYONLAR LİGİNDE İLK 5’TE”  
11.04.2018
892
Yazı Boyutu: A- A+

AYKUT ERDOĞDU:  “TÜRKİYE, CARİ AÇIK ŞAMPİYONLAR LİGİNDE İLK 5’TE”

-“YENİ AÇIKLANAN TEŞVİK PAKETİ, SEÇİLMİŞ BAZI ŞİRKETLERE KAMU KAYNAKLARININ AKTARILMASI MANTIĞINA DAYANIYOR”

“HERŞEYİ DEVLET YAPACAK,  YATIRIM YANDAŞA ÇALIŞACAK, YANDAŞ KAZANACAK”

“EKONOMİYİ DÜZELTMEK İSTİYORSAK İLK YAPILACAK DERHAL OHAL’İ KALDIRMAK”

CHP Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, Türkiye’de işlerin dünyadaki işlerden daha kötüye gittiğini belirterek, “Piyasada işler iyi gitmiyor. Dolar kurunda son bir yılda 6.4, OHAL ilanından itibaren de yüzde 27’li kayıp söz konusu. Cari açıkta Türkiye şampiyonlar liginde ilk 5’te” dedi.

Erdoğdu, ekonomideki son gelişmeleri değerlendirdiği basın toplantısında, diğer para birimleriyle karşılaştırıldığında TL’nin hızla eridiğini belirterek şunları söyledi:

“Bizim 1 yıldan kısa vadeli borçlarımız ve üzerine cari açığımızı koyduğumuzda 220 milyarın üzerinde bir döviz açığımız vardır. Bu şu demek: dolardaki her 1 kuruş artış vasıtasıyla 2.25 milyar TL zarar yazmaktayız. Firmalarımız reel sektör çok yüklü bir döviz borcuyla karşı karşıya. Bu şirketlerimizi zora sokmaktadır. Türkiye önemli miktarda ithalat yapmakta. Her 1 kuruş, kur artışı vatandaşa enflasyon, yani zam olarak yansıyor. Bu kur artışı durdurulamazsa önümüzdeki dönem iğneden ipliğe her şeye zam gelecek ve yurttaşlarımız geçim zorluğu ile karşılaşırken, firmalarımız da iflas riskiyle karşı karşıya kalacak. Örneğin bugün motorine 17 kr zam yapıldı. Artık çiftçimiz daha yüksek fiyatla motorin alacak, bu da tarımsal girdi fiyatlarını artıracak. Uçaktan dolmuş ücretlerine kadar ulaştırma çok artacak demektir.”

Enflasyonun şu an itibariyle yapışkan bir halde olduğunu ve çift haneli enflasyondan geri dönemediğimizi kaydeden Erdoğdu, “TÜFE’miz yüzde 10.23 seviyesinde ama bundan daha önemlisi ÜFE yüzde 14.28. Bu üreticilerin girdi maliyeti artıyor demek, üreticilerin maliyeti artıyorsa bu yarın tüketiciye yansıyacak ve enflasyonda daha yüksek noktalara gideceğiz demektir. Türkiye AKP döneminde çift haneli yapışkan bir enflasyona mahkum edilmiştir” diye konuştu.

PİYASADA İŞLER İYİ DEĞİL

Kur artışının sonucu faizin de artacağına dikkat çeken Erdoğdu, ülkemizde yaşanan belirsizlik ortamı nedeniyle faizlerin yüzde 14.5 e geldiğini kaydederek şöyle devam etti:

“Herhangi bir işletmeci kredi aldığında tefeci faizi ile borç almak durumunda kalıyor. Yüzde 20’lere yakın yıllık net faiz var. Piyasadaki korku ve belirsizlik ortamının sonucu, yatırım kararları ertelenmesi ve bunun piyasada yarattığı durgunluk. Bunu piyasada ‘para dönmüyor’ şikayeti ile görebilirsiniz. Piyasada işler iyi gitmiyor. Özellikle inşaat sektörümüzden uyarıcı sinyaller geliyor. Yüksek konut stokları var ama insanlar yatırım yapmaktan korktukları için konut satışlarımız hızla düşüyor.

Kur artışının bir önemli sebebi cari açığımızın yüksek olması. Şubat ayı itibariyle 4 milyar 150 milyon dolar cari açık verdik. 12 aylık baktığımızda bu rakam 53 milyar 3 milyon dolar. Türkiye cari açık şampiyonlar liginde ilk 5’te. Bu, ürettiğimizden çok tüketiyoruz demek. İthalatla ihracat arasındaki dış ticaret açığını kapatmak için hizmet gelirlerinden özellikle de turizm gelirlerimizden para kazanıyorduk ama ne yazık ki AKP’nin izlediği bu saldırgan dış politikalar nedeniyle de turizmimiz can çekişiyor. Turizmde çok çalışıyoruz, oda sayısını yatak sayısını korumaya çalışıyoruz ama ne yazık ki fiyatlarımız düştüğü için turizm gelirlerinde büyük bir düşüş var.”

AKP’nin son 10 yılda 7 istikrar paketi 26 teşvik paketi açıklandığını kaydeden Erdoğdu, “Ne işe yaradı bunlar? Bu kadar teşviklerin ardından çift haneli bir işsizlik var. Üstelik gerçek işsizlik açıklananın çok üstünde. 6 milyon işsizimiz 16 milyon yoksulumuz var. Faiz çift haneli, enflasyon çift haneli. Çifte açık dediğimiz bir sorunla karşı karşıyayız. Hem cari açık veriyoruz hem bütçe açığı veriyoruz. 26 teşvik paketinin sonunda ne oldu” diye sordu.

YOLSUZLUK RİSKİNE AÇIK TEŞVİK

Hükümetin geçtiğimiz günlerde açıkladığı “Proje Bazlı Teşvik”lere de değinen Erdoğdu, yeni açıklanan teşvik paketinin sadece seçilmiş bazı şirketlere kamu kaynaklarının aktarılması mantığına dayandığını söyledi. “Son derece kayırmacılığa kamu kaynaklarının heba edilmesine ve yolsuzluk riskine açık bir teşvik paketi” diyen Erdoğdu, bu kadar yüksek miktarlı teşviklerin şirketlere nasıl verildiği konusunda en ufak bir bilgileri olmadığını bildirerek şu görüşleri dile getirdi:

“Verilen teşvikleri hatırlatayım. Yatırım tutarının iki katı kadar Kurumlar Vergisi istisnası getiriliyor.   Üstelik sadece yatırım şirketi değil, grup şirketleri de kurumlar vergisinden muaf. Bu da yetmiyor, 49 yıllığına bedelsiz arsa tahsis ediliyor,  üstelik öngörülen istihdam 5 yıl sağlanırsa arsa ücretsiz olarak devrediliyor. Tüm alt yapı yatırımları devlet tarafından karşılanıyor. Devlet, şirket faaliyete geçince şirket sahibine vermek üzere yatırım tutarının yüzde 49’u kadar sermaye koyabilecek. Aldığı kredilerin faizini 10 yıl boyunca devlet ödeyecek. Alım garantisi veriliyor. 10 yıl enerji faturasının yarısını, gelir vergisi stopajı ve SGK işveren payını da devlet ödeyecek. Bu da yetmiyor istihdam edilecek nitelikli personele 20 brüt asgari ücret, bu da personel başına 41 bin TL’ye personel başına ödeyecek. Yatırım süreci boyunca KDV muafiyeti, inşaat işlerinde KDV muafiyeti her türlü izin muafiyet sağlanması esas olacak.”

Erdoğdu, yüz binlerce firmanın bu teşviklere muhtaç olduğunu ifade ederek, “Teşvik alan şirketlere  baktığınızda AKP’ye koşulsuz destek verenler ağırlıklı bir şekilde bu grubun içinde. Ekonomisi teşvik edilmelidir ama Türkiye ekonomisi AKP’ye destek veren yandaş şirketlerden oluşmuyor” dedi. Hükümet yetkililerinin teşvikleri cari açığı düşürmek için yaptıklarını söylediğine dikkat çekerek şöyle dedi:

“Biz hesaplara baktık, yaptıkları hesabı bir ilkokul öğrencisi bile yapmaz. Bizim mesela tıbbi araç ve gereç ithalatımız var. Yerli üretime geçeceğiz deniyor. Bizim bu kalemdeki ihracatımız 247 milyon dolar. İthalatımız 887 milyon dolar. Yani açık 641 milyon dolar. 400 milyon dolar yatırım yapılacakmış, Yıllık cari açığa 700 milyon dolar cari açığa katkı sağlayacakmış. Allahaşkına bu hesap mümkün müdür? 641 milyon dolar açığımız var, sadece 400 milyon dolar yatırım yapacaklar, 700 milyon dolar yıllık cari açığa katkı sağlayacaklar. Buna hiç kimse inanmaz. Böyle hesaplar yaparsanız işte tam da teşvik paketini açıkladığınız gün kur rekor kırar.

Verilen bu teşvikleri üst üste koyduğumuzda ‘keşke bu yatırımları kamu yapsa’ dedik. Her şeyi devlet yapacak,  her maliyete devlet katlanacak sonuçta yatırım yandaşa çalışacak, yandaş kazanacak. Niye böyle bir şey olsun? Hangi kriterlere göre seçtiniz bu şirketleri?  Başka hangi şirketler başvurdu? Belki başka daha çok hak eden vardı. Bu şekilde cari açık düşürülemez. Bu yangından mal kaçırmaktır. Bu savaş halinde soygun demektir.” 

OHAL KALKMADAN EKONOMİ DÜZELMEZ

Türkiye ekonomisinin sorununun ekonomik değil siyasi olduğunu ifade eden ve OHAL sürdüğü sürece hiçbir yabancının yatırımcının gelip ülkede yatırım yapmayacağını bildiren Erdoğdu şöyle devam etti:

“Hatta yerli yatırımcılar kaçıyor. Büyük şirketlerin çoğu şirket merkezlerini Londra’ya taşıyorlar. Ekonomik kalkınmamızı yaratacak önemli beyaz yakalılar, önemli beyinler, yöneticiler yurt dışına gidiyorlar. Korkunç bir baskı altındayız. Can ve mal güvenliğimiz yoktur bu ülkede. FETÖ ile mücadele diye başlayan süreç şu andan itibaren bütün muhalifleri tehdit eder hale gelmiştir. Eğer bu ülkede ekonomiyi düzeltmek istiyorsak ilk yapılacak şey derhal OHAL’i kaldırmaktır. OHAL bu ülkede işsizlik demektir, açlık demektir, döviz kurlarının patlaması, faizlerin yükselmesi demektir. Eğer ekonomide düzelme isteniyorsa derhal OHAL kaldırılmalıdır. Bugün OHAL kaldırılsın bir aylık bir süre içerisinde faizler 5 puan, kur 3,5 civarına inecektir. Bugünkü paniğin sebebi OHAL’in yürürlükte olmasıdır. Bir ekonomik paket açıklanacaksa 1’inci maddesi OHAL’in kalkması olacaktır. “

Diğer bir sorunun, tek adama dayalı başkanlık sistemi olduğu görüşünü dile Erdoğdu, “Bütün sermaye çevreleri, emek çevreleri, ekonomik karar verme konumundaki çevreler ürkmektedir. Eğer ekonomide bir normalleşme bekliyorsak kuvvetler ayrımına dayalı parlamenter sisteme geçilmelidir. Türkiye makroekonomisinin temel ihtiyacı budur” dedi.

CHPnet

SİTELERİ