GENEL BAŞKAN YARDIMCISI AYKUT ERDOĞDU: “DÜŞÜK KUR, YÜKSEK FAİZ İLE FİNANSMAN DÖNEMİ BİTTİ”  
06.04.2018
335
Yazı Boyutu: A- A+
CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI AYKUT ERDOĞDU: “DÜŞÜK KUR, YÜKSEK FAİZ İLE FİNANSMAN DÖNEMİ BİTTİ”
-“TEK HESAP, VARLIK FONU GİBİ BİR FİYASKODUR”
-“DOLAR ENDEKSİNİN NORMALLEŞMESİNE BİLE DAYANACAK GÜCÜMÜZ YOK”
-“BORÇ FAİZİ İÇİN BORÇLANMAK DURUMUNDA KALMAMIZ AN MESELESİ”


CHP Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, Türkiye’ye özgü iç siyasi endişelerin de etkisiyle doların güne 4.0664 ile rekor kırarak başladığını belirterek, “Türkiye için düşük kur, yüksek faiz ile sıcak para toplama dönemi bitti” dedi.
Erdoğdu, ticaret savaşları başta olmak üzere küresel riskten kaçışın gelişmekte olan ülkelerde satış baskısı yaratırken TL’nin benzer para birimlerinden negatif ayrıştığına dikkat çekti. Dolar endeksinin halen 90’lar düzeyinde gezdiğini, Aralık 2016’da 102 civarında olan bu endeksin tekrar 100’e doğru yükselmesinin, içerde doları yüzde 10’lar civarında arttırabileceğini vurgulayan Erdoğdu, “Uluslararası piyasada dolar endeksinin normal düzeylere gelmesine bile tahammülümüz kalmadı” diye konuştu.
Türk Lirası’na değer kaybettiren ana ögenin, ekonominin büyük ölçüde dış kaynağa bağımlı olmasından, net dış yükümlülüklerinin milli gelire oranının yüzde 55 gibi riskli bir noktaya varmış olmasından kaynaklandığını ifade Erdoğdu şöyle devam etti:
“Sıcak para denilen kısa vadeli portföy yatırımlarına bağımlılık had safhada. Bu parayı çekmek hayati önemde. Sıcak paranın küresel tercihleri bu anlamda Türkiye’yi çok yakından etkiliyor. Ekonomi, sıcak paranın girişiyle büyüyen, sıcak paranın çıkışıyla da daralan kırılgan bir mekaniğe bağlanmış durumda. Küresel ve bölgesel riskler, merkez ve çevre ülkelerdeki faizlerin durumu, siyasi iklim gibi unsurlar dünyada sıcak paranın yer seçme kriterleri arasında yer alıyor. Riskler yerli aktörleri de güçlü para dolara yönlendirirken, dolarlaşma iştahı azalmadıkça kur yüksek seyredecek.”

AKP’NİN YENİ KLASİĞİ
“Yüksek enflasyon, yüksek kur, yüksek faiz” sarmalının AKP’nin yeni klasiği olduğunu ifade eden Erdoğdu, “AKP’nin olağanlaştırdığı bu üçlü sarmala “ikiz açık; bütçe açığı+cari açık” eşlik etmektedir” dedi. Enflasyondaki yükselişin kur kaynaklı maliyet enflasyonundan kaynaklandığını bildiren Erdoğdu şunları söyledi:
“Daha da önemlisi, dış borç ile yoğun ara malı ithalatı yapan, dolayısıyla cari açık veren Türkiye ekonomisindeki öncelikle üretici fiyatları ve buna bağlı olarak da tüketici fiyatları, kurdaki artıştan doğrudan etkilenmektedir. Tüketici fiyatlarındaki yıllık artış şimdilik yüzde 10,23’tür. Şimdilik diyoruz, çünkü en son yüzde 14,28 olarak açıklanan ÜFE’nin TÜFE’ye tam yansımamış olması, heybedeki bir diğer büyük turptur. Gıda kaynaklı enflasyonun düşürülmesi için çare olarak görülen ithalat ise, yüksek kur nedeniyle artık bir hayaldir. Örneğin, pahalı döviz ile ithal edilecek et, Türkiye’deki et fiyatlarının düşüremeyecektir.”

VARLIK FONU GİBİ FİYASKO
Hükümetin hazine nakit yönetiminde tek hesap uygulamasına geçeceğine ilişkin haberlere de değinen Erdoğdu, şu görüşleri dile getirdi:
“Hükümet özel bütçeli kuruluşları da dahil ederek borçlanma gereğini azaltma peşinde. Ancak, acı gerçek 2017 yılının son 4 ayında Anayasa’ya aykırı biçimde gereğinden fazla borçlanan Hazinenin piyasa faizlerindeki yüksekliğin asıl faili olmasıdır. Tek hesap uygulamasının genişletilmesi, AKP hükümetinin gereğinden fazla borçlanarak yükselttiği faizleri düşürmeye yetmeyecektir. Bu uygulamanın sonucu da, paralel hazine kurarak Türkiye’ye daha fazla ve daha ucuz finansman sağlama hayali ile girişilen ve şu an itibariyle bir fiyaskoya dönmüş olan Varlık Fonu gibi olacaktır.”
2006 yılında yüzde 86 olan bütçe gelirleri tahakkuk tahsilat oranının, 2017’de yüzde 65’e düştüğünü, 2006 yılında yüzde 91 olan vergi gelirleri tahakkuk tahsilat oranının 2017’de yüzde 80’e düştüğünü anlatan Erdoğdu, “Aracı mükelleflerin, devlete ödemek üzere KDV mükellefi olan tüketicilerden tahsil ettikleri KDV ise 2006’da yüzde 81’den 2017’de yüzde 49’a düştü. Tahsil edilmeyen gelirlerin açığını kapatmak için faizle borçlanan devletin, borç faizi için borçlanmak durumunda kalması an meselesi. Muhtemelen 2018 bitmeden AKP Türkiye’yi bu duruma da düşürmüş olacaktır” diye konuştu.

SİYASİ GELİŞMELER TL’Yİ ZAYIFLATIYOR
Yüksek büyümenin de tetiklediği yüksek enflasyon ve yüksek cari açığın bir araya gelmesi ile siyasi gelişmelerin TL’yi döviz karşısında zayıflattığını anlatan Erdoğdu, TL’nin dolar karşısındaki değer kaybının önlenmesinin, Türkiye’nin her alanda normalleşmesinden geçtiğini söyledi. Erdoğdu şöyle konuştu:
“Hükümet tarafından doğrulanmasa da iç siyasi gelişmelere ilişkin endişeler dövizin artışında en önemli etken. OHAL ile siyasi bir cendereye hapsedilmiş Türkiye’de ekonominin rayında gitmesini beklemek hayal. OHAL kaldırılır, demokratikleşme sağlanırsa enflasyon kısa sürede düşer, döviz kurunda tırmanış durur. Saray, Merkez Bankası ile kavga edeceğine OHAL’i kaldırsın, tutuklu Milletvekilleri ve gazetecileri serbest bıraksın dövizde de faizde de nasıl düşüş olacağını görecektir. Türkiye, OHAL aracılığıyla yürütülen siyasi baskının tetiklediği bir ekonomik krize doğru hızla sürükleniyor.”

CHPnet

SİTELERİ