Erdoğan’ın Ekonomistim Demesi Ancak 1 Nisan Şakası Olur

01.04.2022

CHP Sözcüsü Öztrak, ekonomist olduğunu iddia eden Erdoğan’ın milleti hayat pahalılığı altında ezdiğini, Türkiye’yi OECD ve G-20’nin zam şampiyonu yaptığını belirterek, “Milletin ekonomisini yangın yerine çeviren Erdoğan’ın, hala çıkıp ‘Ben ekonomistim’ demesi, bugüne yakışır bir biçimde olsa olsa 1 Nisan şakası olur” dedi.

Daha 10 gün önce, Çanakkale Köprüsü garantileri için “Fark olursa, farkı devletin kasasından biz ödeyeceğiz” diyen Erdoğan’ın yeniden KÖİ projeleri için devletin cebinden “1 kuruş” çıkmadığını söylemeye başladığına dikkat çeken Öztrak, “Beyefendi, sadece 6 yılda, bu garantili projelere bütçeden 10 milyar doları aşkın para ödediniz. Milletin cebinden ne kuruşu, tam 10 milyar dolar parayı aldınız yandaşlarınıza verdiniz” dedi.

Saraya yakınlığıyla bilinen bir iş adamının “Biz Amerika’nın desteğiyle iktidara geldik” açıklamasını anımsatan Öztrak, “İktidara emperyalistlerin himmetiyle geldiklerini, açık seçik ifade etti. Ne diyelim bozuk saat bile günde iki defa doğru saati gösterir” değerlendirmesinde bulundu.

TELEKOM yönetimine yapılan son atamaların da Saraya yakın isimler arasından yapıldığını kaydeden Öztrak, “Artık TELEKOM’un tabelasını indirip, yerine ‘Erdoğan ve Mahdumları’ yazdıracakları bir döneme doğru yaklaşıyoruz. Bu TELEKOM meselesi, CHP iktidarında üstüne öncelikle gideceğimiz işlerden biri olacak” diye konuştu.


CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, bugün Hatay’da düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:

Bugün 2. İnönü Zaferi’nin 101. yıl dönümü. Sözlerime başlarken vatan için canlarını ortaya koyan tüm şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Bugün basın toplantımızı medeniyetlerin ve kültürün buluşma noktası, güzel ilimiz Hatay’da İskenderun’da gerçekleştiriyoruz. CHP Ekonomi Masası olarak geçtiğimiz Çarşamba Kahramanmaraş’taydık. Dün de barışın ve kardeşliği, sevginin başşehri Hatay’ımızda Antakya’da önemli ziyaret ve çalışmalarda bulunduk. Nakliyecilerimizin, yaş meyve sebze ihracatçılarımızın yurtta ve yurt dışında yaşadıkları sorunları dinledik. Bugün de faaliyetlerimize devam ediyoruz.


BELEDİYELERİMİZ, ONLARIN HAYALLERİNİN BİLE YETMEYECEĞİ İŞLERİ YAPIYOR

Sayın Genel Başkanımız dün, EXPO’21’in açılışını gerçekleştirdi. Bu vesileyle bir kez daha, EXPO’21’nin Hatay’ımıza ve tüm ülkemize hayırlı, uğurlu olmasını diliyoruz. Dünyayı bir araya getiren EXPO’nun Hatay’ın markalaşmasına katkıda bulunmasını, Hataylılar için yeni aş ve iş kapılarını açmasını umuyoruz. “Hayal görmeyin” diyenlerin hayallerinin bile yetmediği işleri yapan Hatay Belediyemizi, EXPO’ya gönül ve emek veren her bir çalışanını ve tabii bu muazzam çalışmayı yöneten, Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Lütfü Savaş’ı bir kere daha canı yürekten kutluyoruz.


RAMAZAN PİDESİ SICAĞIYLA DEĞİL FİYATIYLA EL YAKIYOR

Bu gece mübarek Ramazan ayının ilk orucu için sahura kalkılacak. Bu zor günlerde, Mübarek Ramazanda tutulacak oruçların, edilecek duaların, barışa, kardeşliğe, huzur ve berekete vesile olmasını diliyoruz. Tüm İslam âleminin Ramazan ayını bu güzel şehirden tebrik ediyoruz. Erdoğan Şahsım Hükümeti, daha Ramazan başlamadan sofralarımızın tadını kaçırdı. Tüm şehirlerimizde ekmeğe ciddi zamlar yapıldı. Ramazan sofralarımızın vazgeçilmezi Ramazan pidesi, sıcaklığıyla değil, fiyatıyla el yakmaya başladı. Gramajlar da geçen senenin altında. Geçen yıl 365 gram susamsız, yumurtasız sade bir pide 4 liraydı. Bu sene 330 gram yani geçen yıldan 35 gram daha düşük sade pide 6 lira. Sadece paramızın satın alma gücüyle değil, Ramazan pidesinin ayarıyla da oynadılar. Erdoğan “Ramazan’da evlere ucuz et girecek” dedi. Ete yapılan yüzde 48 zammın ardından, bu hafta yüzde 10 ilave bir zam daha yapıldı. Ardından daha geçen ay yüzde 20 zam gören şekere, dün bir kez daha yüzde 31 zam yapıldığı haberini aldık. Şekerin fiyatı, son bir yılda, yüzde 100’e yakın zam gördü. Bu da evlerde kullanılan şeker. İşletmelerde kullanılan şekerin fiyatındaki artış yüzde 100’ü de geçti. Millet bu sene Ramazan’da bıraktık tatlı yapmayı, çayına şeker atabilirse ne mutlu…


ALLAH’IN SOPASI YOK, SARAYIN MAKASI SARAYI KESTİ

Erdoğan Özbekistan dönüşü uçakta, “Şekerle ilgili de gerek TÜRKŞEKER, gerek Konya, gerek Kayseri buralarda olumlu adımlar atacaklar. Fırsatçılara izin verilmeyecek. Fiyatlar da şekerde fena değil, yani şekerde öyle pahalı bir fiyat uygulaması yok” diyordu. Uçağın tekerlekleri daha piste dokunmadan, TÜRKŞEKER şekere zam yaptı. Kim bu TÜRKŞEKER? Şekere bu zammı yapan TÜRKŞEKER kim? Marketçi mi? Değil. Fırsatçı mı? Değil. Stokçu mu? Değil. TÜRKŞEKER kim? Erdoğan’ın başında olduğu Varlık Fonu’na ait bir şirket. Bir yılda şeker fiyatı ikiye katlanacak ama Varlık Fonu’nun başında oturan Erdoğan’ın bu işten haberi olmayacak. Bu beceriksizliğe, bu yönetim bozukluğuna, Sarayın iletişim danışmanlarının bulduğu çare ne; Erdoğan’ın sözlerine sansür uygulamak. Allah’ın sopası yok. Erdoğan’ın sansür makinesi hızını alamadı, Erdoğan’a bile sansür uyguladı.


BU ZAMLARLA ÜRETİCİ REKABET EDEMEZ

Çayı şekersiz içmeye razı olsanız, çayı pişirmeye gaz gerek… Bu sabah doğalgaza dev bir zam yapıldı. Evlerde kullanılan doğalgaza yüzde 35, elektrik üretiminde kullanılan doğalgaza yüzde 44,3, elektrik üretimi dışındaki doğalgaza yani sanayinin kullandığı doğalgaza yüzde 50 zam geldi. Yetmez bir de sanayinin kullandığı elektriğe yüzde 20 zam daha yapıldı. Bu zamlar tüm fiyatlara yansıyacak. İğneden ipliğe her şey artık daha pahalı olacak. Bu enerji fiyatlarıyla üretici nasıl üretecek, nasıl rekabet edecek? İşte dolaşıyoruz. Kahramanmaraş’ta da, Hatay’da da esnaf, “Artık kapatma noktasına geldik biz bu zamlar yüzünden” diyor. Sanayici aynı şeyi söylüyor.


ERDOĞAN TÜRKİYE’Yİ ZAM ŞAMPİYONU YAPTI

Ondan sonra tüm bu hayat pahalılığının sebebi ve mimarı olan Erdoğan dün çıkıyor yine bir defa daha diyor ki, “Ben ekonomistim.” İnsan bunu derken biraz sıkılır, utanır. Daha geçtiğimiz yıl Eylül ayında, Erdoğan çıktı “Faiz sebep, enflasyon sonuç” dedi, ekonomiden ne kadar anladığını bütün bu millete gösterdi. Merkez Bankası’nın politika faizini emirle düşürdü, ona göre faizler inecekti, döviz çıkacaktı, rekabet gücü artacaktı, dış açık azalacaktı, rezervler şahlanacaktı, kur gerileyecek enflasyon düşecekti. Ama bunların hiçbiri olmadı. Elde rekorlar kıran dış açık ve şaha kalkan enflasyon kaldı. Bugün bu ülkede tüketici enflasyonu yüzde 54. Ama iğneden ipliğe her şeye zam gelmeye devam ediyor. Pazartesi Mart ayı enflasyonu açıklanacak. Ve enflasyon Mart ayında yüzde 60’ı aşacak. Erdoğan Türkiye’yi, Kalkınma için Ekonomik İşbirliği Teşkilatının ve G-20’nin enflasyon ve zam şampiyonu yaptı. Çıkıyor ondan sonra da “Ben ekonomistim” diyor.


ERDOĞAN’IN EKONOMİSTİM DEMESİ ANCAK 1 NİSAN ŞAKASI OLUR

TÜİK dün Şubat ayı dış ticaret rakamlarını açıkladı. Bu yılın ilk iki ayında dış ticaret açığı, geçen seneye göre yüzde 183 artmış, 18 milyar dolar olmuş. Bu bir rekor. Merkez Bankası’nın kasasını tek sente muhtaç hale getiren, milletin ekonomisini yangın yerine çeviren Erdoğan’ın, bir de çıkıp “Ben ekonomistim” demesi, hakikaten bugüne yakışır bir biçimde olsa olsa 1 Nisan şakası olur.


ASGARİ ÜCRET BU GİDİŞLE HER AY ARTMAK ZORUNDA

Merkez Bankası kasasını tek sente muhtaç hale getiren Erdoğan’ın kötü şakaları dün, ardı ardına geldi. Ne diyordu Erdoğan? “Çalışanı enflasyona ezdirmem”. Ama dün bu sözünden çark etti. Asgari ücretlinin, yılın ikinci yarısı için beklediği zam başka bahara kaldı. Hep söylüyorum: “Enflasyon en adaletsiz vergidir. Bir çeşit tırnakçılıktır. Başta emekçi ve dar gelirlinin satın alma gücüne fark ettirmeden el koymaktır.” Daha yılın ilk iki ayında, asgari ücret enflasyonun altında kaldı. Açlık sınırının altına düştü. Böyle bir dönemde asgari ücrete yılda bir defa zam yapmak, enflasyonun tüm yükünü çalışanların üzerine yıkmaktır. Enflasyonu kontrol altına almak için hiçbir şey yapmayacaksınız, Merkez Bankası enflasyonu “küresel barışa” bağlayacak, yüzde 60’ı aşan enflasyon asgari ücreti, maaşları, ücretleri, aylıkları pul edecek. Ondan sonra çıkıp diyeceksiniz ki , “Ben asgari ücreti artırmam”. Enflasyonla mücadelede bu beceriksizlik devam ettikçe, asgari ücreti yılda iki kez değil, dört kez değil, milleti, senin eserin olan hayat pahalılığına ezdirmemek için, her ay artırmak zorunda kalacaksın.


YALANIN 50 TONU BUNLARDA

Erdoğan, yurda dönerken gazetecilere yaptığı açıklamada, kantarın topuzunu iyice kaçırdı. Çanakkale Köprüsü’ne verilen geçiş garantisi için “Yavuz Sultan Selim’de eksik kalıyoruz, burada da belli bir süre eksik kalacağız” diyen, Ulaştırma Bakanını yalanlamaya kalktı. “Araç geçiş sayılarının verilen garantilerin üstünde olduğunu” söyledi. Kim doğruyu söylüyor? Yalanın 50 ayrı tonu bunlarda… Bakan mı, Cumhurbaşkanı mı, AK Partinin Genel Başkanı mı? Kim doğruyu söylüyor? Bu ülke yönetilmiyor, bu ülke savruluyor.


TEK KURUŞ DEĞİL 10 MİLYAR DOLAR VERDİNİZ

Erdoğan hızını alamıyor kendini de yalanlıyor. 10 gün önce, Çanakkale Köprüsü garantileri için “Fark olursa, farkı devletin kasasından biz ödeyeceğiz” diyen kendisi değilmiş gibi, dün çıkıyor, “Devletin cebinden 1 kuruş çıkmadığını” iddia ediyor. Beyefendi, sadece 6 yılda, bu garantili projelere bütçeden 10 milyar doları aşkın para ödediniz. Milletin cebinden ne kuruşu, tam 10 milyar dolar parayı aldınız yandaşlarınıza verdiniz.


ÇAKMA OLİGARKIN İTİRAFI: EMPERYALİSTLERİN HİMMETİYLE GÖREVE GELMİŞLER

Yandaş demişken, Saray’ın fahri Dışişleri Bakanı çakma oligarkın yaptığı yeni açıklamalar dün basına yansıdı. Erdoğan’a ilahi aşkla bağlı bu eski Maocu, utanıp sıkılmadan, “Biz Amerika’nın desteğiyle iktidara geldik” dedi. İktidara emperyalistlerin himmetiyle geldiklerini, açık seçik ifade etti. Ne diyelim bozuk saat bile günde iki defa doğruyu gösterirmiş.


YİNE Mİ BİR TALİMAT?

Bu arada Kaşıkçı davasında da, ilginç gelişmeler var. Savcının davayı Suudi Arabistan’a devretmek istediği söyleniyor. Suudi Arabistan’ın bize uyguladığı gizli ambargo nedeniyle Hatay esnafının neler çektiğini biliyor musunuz? Yaş meyve sebze ihracatçısının neler çektiğinin farkında mısınız? Madem bu işin peşini bu kadar kolay bırakacaktınız neden bu insanlara bu kadar sıkıntı çektirdiniz? Hayırdır yoksa bu sefer de başka bir yerden mi talimat geldi?


KKM’YE YILLIK YÜZDE 90 FAİZ

Ekonomist olduğunu iddia eden Erdoğan, 1970’li yıllarda ekonomiyi batıran Dövize Çevrilebilir Mevduatı, Kur Korumalı Mevduat diye millete yutturmaya kalkıyor. Dün itibariyle dövize endeksli bu mevduatların ilk taksitlerinin faturası da ortaya çıktı. Özel bankaların faizlerine bile hazineyi kefil olan eden bu sistem Hazine’nin yani milletin sırtına dev bir yük bıraktı. Bu mevduat sahiplerine, bankanın ödediği faizin 4 katı kadar para da Hazine’den ödendi. 24-31 Aralık tarihleri arasında ortalama dolar kuru 12 lira 16 kuruş. 23-31 Mart haftasında ortalama kur 14 lira 79 kuruş. Üç ayda dolar kurundaki artış yüzde 21,6. Bankanın ödediği faiz yüzde 4,25, milletin kasasından Hazinenin ödediği faiz -dikkat edin- üç ayda yüzde 17,4. Bunu yıllığa çevirirseniz yüzde 90. Milletin ekmek alırken ödediği vergilerden, adına faiz demeden, parası olana yüzde 90 yıllık faiz ödeyecekler! Ne oldu nas?


ÖNCE NAS, SONRA PAS

Biz boşuna demiyoruz, “Bu hükümet, faiz lobilerinin hükümetidir”. Faizciler Sarayın sözde ekonomistini sevmesin de kimi sevsin. Bir yılda yerli özel bankaların; net faiz geliri yüzde 149, net kârı yüzde 337 artmış. Tabi ki faiz lobileri Sarayın sözde ekonomistini böylesine sever. Tekrar soralım; önce nas dediniz. Şimdi neden pas deyip duruyorsunuz.


BU “GEÇİCİ” MİSAFİRLİK ÇOK DA GEÇİCİ GİBİ GÖRÜNMÜYOR

Her zaman şunu söylüyorum: Bu millet büyük bir millet, bu devlet büyük bir devlet, bu ekonomi büyük bir ekonomidir. Bu ülkenin zengin kaynakları vardır, yeter ki doğru kullanılsın. Ama maalesef öyle olmuyor. Maliyetinin kat kat üstünde garanti verilen projeler, hesapsız, kitapsız harcamalar, kerameti kendinden menkul ekonomik safsatalar yüzünden heba edilen 128 milyar dolar. Zihni sinir projelerin peşinde kül olan milyarlarca lira… Hatay Belediye Başkanımız da geçtiğimiz günlerde ifade etti, kontrolsüz Suriyeli akını, milyarlarca dolarlık harcamanın yanında bu güzide şehrimizin, demografik yapısında da ciddi sıkıntılara neden oldu. Türkiye, Avrupa’nın açık hava mülteci kampına döndü. Erdoğan’ın açıklamalarına göre, Suriye, Irak, Afganistan gibi ülkelerden, ülkemize gelenlerin sayısı 5 milyon kişi. Göç idaresinin rakamlarına göre ise, ülkemizde geçici koruma kapsamında 3 milyon 755 bin kişi var. Bu sığınmacıların 433 bini ise Hatay’da bulunuyor. Gerçek sayının ise bunun çok üstünde olduğu tahmin ediliyor. Saray’ın açıklamaları bu “geçici” misafirliğin hiç de “geçici” olmayacağını, milletin kesesinden yapılan harcamalarla gösterilen bu misafirperverliğin bu Hükümet sürdükçe devam edeceğini gösteriyor.


AVRUPA’NIN ÇÖP ÜSSÜ DE OLDUK

Kendi vatandaşını görmeyen, sesini duymayan, bu el iyisi hükümetin elinde sadece Avrupa’nın sığınmacı üssü olmakla kalmadık. Aynı zamanda Avrupa’nın plastik atıklarının çöplerinin de üssü olduk. Uluslararası bir haber ajansı, İngiltere’de plastik atıkların nereye gittiğinin peşine düşmüş. Bir süper marketin atıklarına takip cihazı takmış. Bu plastik atıklar Londra’dan çıkıyor, dönüyor, dolaşıyor, Adana’da yolculuğunu tamamlıyor.


BU ÇÜRÜK ÇARIK DÜZEN DAHA FAZLA SÜREMEZ

Hükümete sesleniyoruz, bu işi doğru dürüst denetleyin. “Bizim için tek yeşil, doların yeşili” demekten artık vazgeçin. Memleketin haline bir bakın. Avrupa’ya okumuş eğitim almış, doktorlarımızı, mühendislerimizi ihraç ediyoruz. Dönüp Avrupa’nın çöpünü de ithal ediyoruz. Bu mu sizin yeni ekonomi modeliniz? Bu mudur yerlilik, millik? Bu çürük, çarık düzen daha fazla devam edemez.


KIRINTI KADAR VATAN SEVGİSİ

Yine Muğla İkizköy’de, beşli çeteden birinin ortak olduğu santrale kömür sağlamak için yasaya aykırı yönetmeliği gerekçe gösterip, zeytinliklere dalıyorlar. Zeytin ağaçlarını katletmeye başlıyorlar. Allahtan “Zeytinime dokunma” diyerek bu ülkeyi, bu ülkenin zeytin ağaçlarını korumaya çalışan insanlarımız yetişiyor. Katliamı durduruyor. Ama o sırada 30 kadar zeytin ağacı maalesef kesiliyor. Hiç mi insafınız yok? İçinizde bir kırıntı kadar da mı vatan sevgisi, Allah korkusu yok? Bir kere daha tekrarlıyoruz. Biz bu ülkenin zeytinliklerinin korunması için sonuna kadar tüm milletvekillerimizle birlikte vatandaşlarımızın yanında olacağız.


SORULARIMIZIN HAKLILIĞI ORTAYA ÇIKTI

Milleti unutan bu hükümetin, hiç unutmadığı, hiç ihmal etmediği bazı şeyler de var. Bunlardan bir tanesi de ballı Yönetim Kurulu üyelikleri… Geçtiğimiz haftalarda Varlık Fonu, kullanım hakkının bitmesine 4 yıl kala TELEKOM’un yüzde 55 hissesini aldı. O zaman sormuştuk: “Devlete iadesine 4 yıl kalmış TELEKOM için neden Varlık Fonunu milyarlarca dolar borçlandırdınız? Bankaları mı kurtarıyorsunuz? Yoksa suç mahallinde delil karartma niyetiniz mi var? Yoksa TELEKOM’u birileri için kılçıksız balığa mı dönüştürüyorsunuz?” demiştik. Bu soruları sorarken ne kadar haklı oluğumuzu maalesef bugün görmeye başladık.


TELEKOM TABELASINI İNDİRİN, “ERDOĞAN VE MAHDUMLARI” YAZIN

AK Parti döneminde yapılan pek çok şaibeli iş ve işlemin, belki de en karanlığı, en şaibelisi Lübnanlı Haririlerin bizim tarlamızın taşıyla bizim tarlamızın kuşunu vurduğu, kârı alıp borcunu bizim bankalarımızın üzerine yıktığı, TELEKOM’da yeni Yönetim Kurulu açıklandı. Şirket yönetimine Erdoğan ailesine yakın isimler getirildi. Yönetim Kurulu Başkanlığının altına da bakan yardımcılarından ağırlıklı olarak oluşan yandaş karması bir yönetim kuruldu. Şimdi TELEKOM Yönetim Kurulu üyesi olan bakan yardımcıları bir yandan bakan maaşı olarak 40 bin lira alıyorlar ayda, bir yandan da TELEKOM’dan bir ilave 40 bin daha alıyorlar. Yani bir maaşı ikiye katlıyorlar. Artık TELEKOM’un şu tabelasını bir indirip, yerine “Erdoğan ve Mahdumları” yazdıracakları bir döneme doğru giderek yaklaşıyoruz. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, gerçekler er ya da geç ortaya çıkacak. Bu TELEKOM meselesi, CHP iktidarında üstüne öncelikle gideceğimiz işlerden biri olacak.


ÇOCUKLAR ÜLKENİN DERDİNİ TAKİP ETMEKTEN DERSİNİ TAKİP EDEMİYOR

Saray yandaşlarını ballı maaşlı koltuklara oturturken, vatandaşlarımız türlü çeşitli sıkıntılarla karşı karşıya. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Türkiye’mi adım adım dolaşıyoruz. Milletimiz çok ama çok dertli. Kime dokunsak bin ah işitiyoruz. Esnafımız dertli. Çiftçimiz dertli. İş insanımız dertli. Emekçimiz dertli. Emeklimiz dertli. Memlekette neredeyse dertsiz baş yok. Bu ülkede okul çağındaki çocuklar, ülkeyi ve ülkenin sorunlarını takip ediyor. O yüzden derslerini takip edemez hale geliyorlar.


BADİRE ÜSTÜNE BADİRE

Son üç gündür, Kahramanmaraş ve Hatay’da vatandaşlarımızın nabzını tutuyoruz. Hatay’da en önemli ihracat pazarı olan Suudi Arabistan, Suriye, Mısır ve Rusya’da ilişkilerin bozulması hem yaş sebze ve meyve üreticisini, hem de nakliyecileri vurmuş. Her badireden sonra inatla yeni yollar aramışlar. Ama önce dış politikadaki hatalar, ardından pandemi, ardından ihracat yasakları, ardından Rusya-Ukrayna savaşı, onun ardından don afeti derken -Bunun üzerinde de dikkatle durmak lazım bu don afetiyle hükümet hiçbir şekilde ilgilenmiyor- üreticiler, nakliyeciler darbe üstüne darbe yemiş. Çiftçiler, bunlara ilave artan girdi fiyatları nedeniyle de artık üretemez hale gelmişler. Kredi ödemelerinin şimdi bir yıl ertelenmesini istiyorlar. Nakliyeciler, bölgedeki diplomatik gerginliklerinin, TIR şoförlerine fatura edildiğini, şoförlerin gittikleri ülkelerde kötü muamelelerle karşılaştıklarını söylüyorlar. Belge almakta karşılaştıkları zorluklardan bahsediyorlar.


SORUN ARABADA DEĞİL, 100 LİRALIK GAZLA BU KADAR GİDİLİR

Kahramanmaraş’ta bir esnaf odası başkanımız, artık esnafların umudu kestiğini, dükkân kapatan esnafın yurt dışına çıkmak için yollar aradığını anlatıyor. Bir büfe sahibi kardeşimiz, diyalize gitmek zorunda… Tüplü arabasına 100 liralık gaz koyuyor, ikinci gün bitiyor. Bu birkaç kez tekrarlanınca, gaz ayarında bir hata var diyerek tamirciye gidiyor. Daha sonra birkaç defa gidiyor. Sonunda tamirci diyor ki, “Abi artık lütfen gelme, arabanda bir sorun yok, 100 liralık gazla artık ancak bu kadar gidiliyor” diyor. Kahramanmaraş’ın biberi meşhur. Biber satan bir esnafımız, “Kazandığımız kiraya, faturaya gidiyor. Kira kadar fatura ödüyorum. Hak mı reva mı?” diye soruyor. Telefon satan esnaf, “Artık kimsede telefon alacak hal kalmadı, aksesuar satarak dükkânı döndürmeye çalışıyoruz” diye anlatıyor.


BİR ESNAF: KIZIMA PARA GÖNDERSEM EVİME EKMEK ALAMIYORUM

Lokanta sahibi, artan masrafları, azalan satışları anlatıp her ay 19 bin lira zarar yazdıklarını söylüyor. Dükkân sahibi “Kapatmamak için direniyorum” diye dert yanarken, dükkandan çıkan bir müşteri, “İki tavuk iki de et dürüm 93 lira olur mu? Bu böyle gitmez” diye feryat ediyor. Bir başka esnaf, emekli olmuş ama çalışmak zorunda. “Ankara’da, üniversitede okuyan kızım var. Para gönderemiyorum. Para göndersem eve ekmek alamıyorum. Bir babanın gurbetteki kızına para gönderememesi ne demektir? Benim başka söyleyecek sözüm yok” derken gözyaşları dökülüyor. Bir başka esnaf, dişini sıkmış, “3 çocuğum var, yetiştiremiyorum. Bulgur pilavı, salata falan yiyoruz. Görüşlerimiz illa ki var. Ama burada söylenmez, sille zamanı yaklaşıyor” diyor.


ÜLKEMİZİ KISA SÜREDE AYAĞA KALDIRACAĞIZ

Biz bugün Türkiye’nin dört bir yanından yükselen feryatlara, tercüman oluyoruz. Çareleri öneriyoruz ama dinlemiyorlar. Yarın bu sıkıntılara derman olmaya kararlıyız. Milletimiz sandıkta Saray’a atacağı sillenin artık yaklaştığını görüyor. Milletimizi en geniş yelpazede temsil eden 6 partimiz, Türkiye’yi içine düştüğü karanlık günlerden çıkarabilmek için hazır. Yeni Kurumlar, Yeni Kurallar ve Yeni Kadrolarla, hukuk devletine, üretime, adil paylaşıma ve sürdürülebilirliğe dayalı dört ayaklı ekonomi stratejimizle, ülkemizi kısa sürede ayağa kaldıracağız. Ülkemizin ufkunu karartan bu zulmü, Cumhuriyetin İkinci Yüzyılına girerken hep birlikte sandıkta bitireceğiz. Benim söyleyeceklerim bu kadar. Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.